e-posta atın

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

ŞAPLAK

Bir gazete yazısından, yaşanmış bir olay aktarıyorum:

Ünlü avukatın evine hırsız girmiş. İki kişi.  Avukat, ”Mala gelsin, şimdi sesimi çıkartırsam, bana bir şey yaparlar,” deyip; uyuyor numarası yapmış.

 Hırsızlar, evde ne var ne yok toplamışlar. Yatak odasının balkon kapısından, geldikleri yerden çıkıp giderken içlerinden biri geri dönmüş. Uyur numarası yapan avukatın başına dikilmiş; şaplağı avukatın alnına indirip: “Uyuma numarası yapıyorsun, biz de yedik sanıyorsun” demiş.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’u dinledikten sonra okudum yazıyı.

Ordu zorda. Bir yanda iç bölünmeyi durdurmak ve ulus devlete sahip çıkmak, bir yanda dış ataklar, Türkiye’nin konumunu korumak. Bunları yaparken rejimin modern, uygar çizgisine sahip çıkmak, kollamak durumunda; zorunda. Yasal, kurumsal, kültürel, tarihi misyonu bu. Ama gündemin Ergenekon hesaplaşmasının son noktası olan Fethullahçılar ile AKP’nin tasfiyesi “belgesi” uydurmacası, eve giren hırsızların dönüp ev sahibine şaplak atması olayını anımsattı. Genelkurmay bugüne kadar durdu. Şimdi ne yapacak?

Başbuğ’un söylediklerinden şunu çıkartıyorum :

1-      Ne Mutlu Türküm diyene; Ulus devlet, üniter devlet, bölünmemiş, parçalanmamış (Kıbrıs dahil) bir Türkiye için, son hamlemizi yapmadık. Yapmaktan çekiniyoruz. Ama yapabiliriz!...

2-      Akılcı, bilimsel Atatürk mirasını laik, hukuk devleti anlayışını korumak için çalışıyoruz. Ama Ergenekon süreci ile yıprandık, Fethullahçılar ve AKP sürekli asimetrik psikolojik medya savaşıyla saldırıyorlar.

Bunu MGK’da ele alarak, anayasal, kurumsal yapıyı çalıştıracağız. Bunca arsızlık karşısında bu yeterli midir? Göreceğiz!

Bunlara ek olarak, “kağıt parçası” dediği, büyük olasılıkla kimin ürettiğini bildikleri, “kağıt parçasının” sahte olduğunu ifade etti. Ama cemaati, arkasında olanları söylemedi. “Biliriz” ama “söylemeyiz”, yani “uyuma” numarası yapıyoruz, demeye getirdi.

Paşaya yanıt iki uyanık yerden birden geldi.

Birincisi Başbakan Erdoğan’dan, Brüksel’den dedi ki :

1-      Belgedir, kağıt parçası değil.

2-      Soruşturma devam ediyor, fotokopinin aslını bulup yargıya vereceğiz.

3-      Sivil yargı gereğini yapacak.

4-      Siz uyurken meclisten yasayı geçirdim, bundan sonra derdinizi “Marko Paşaya” anlatın.

İkincisi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından. Ergenekon savcıları dediler ki :

1-      O belgenin (kağıt parçası değil yani) altında imzası olan Kurmay Albay salı günü şüpheli olarak ifade vermeye gelecek.

2-      Ayrıca elimde başka deliller var. Onları sana vermedim!

3-      8 görevdeki Kurmay Albay’ını daha Salı günü şüpheli olarak ifadeye çağırıyorum. 

Türkiye’de hala ne yaşandığını anlamayanlar kaldı mı? Salı günü; 30 Haziran, MGK’da asker asimetrik psikolojik medya savaşının delillerini iktidara sunacak. Ergenekon savcıları bu savaşın ürünü, üretilmiş fotokopi belgelerle dokuz kurmay subayın şüpheli olarak ifadesini alacak. Bakalım kaçı tutuklanacak? Salı günü “diğer” deliller denilen “bilgiler” asimetrik psikolojik savaşın medya silahlarınca Türkiye’ye atılacak. Seyreyleyin gümbürtüyü. Amaç ülkeyi bir iktidar darbesiyle “kansız” teslim almak. Alamazlar mı?

Ben 2006 yılından bu yana diyorum ki, ordular yenilebilirler. Asıl olan ulusun yenilmemesidir. Hani Polatlı’dan Ankara’ya top sesleri ulaşınca meclisi Kayseri’ye taşıyalım diyenlere seslenen Ankara milletvekilinden mealle. Çünkü asıl olan ulusun umudunun, varolma azminin, büyük olma hayalinin, vatan, namus, ahde vefa direncinin yenilmemesidir. Osmanlı ordusu yenildi, yenisini kurduk ağır bedel ödedik. Şimdi 21. yüzyıl katakullisine, yığınakta hata yapan ordu yenilebilir. Ulusumuz bu dönemeci, ordumuzu da sırtlanıp geçmelidir. Ulus yenilemez.

Türkiye’ye, ulusumuz sahip çıkmalıdır. Bunun için olan biteni izlemesi yeter. Gerçeği görecektir.

Ulusumuzu Türkiye’ye ; Vatan’a, Namus’a ve Ahde Vefa’ya sahip çıkmaya çağırıyorum.

AKP karşısında dimdik durmaya çağırıyorum.

Bakarsınız, İlker Başbuğ Paşaya bir de öbür yanağını çevir deyiverirler.

Yavuz hırsız, evi soyulurken “cana gelmesin” konumuna geçip uyuma numarası yapan ev sahibine şaplağı indiriveriyor. Zamane hırsızı. Bunlara sokağı kaptırdınız mı, kapıya koydunuz mu, bir bakıyorsunuz eve girmişler. Çıkarken de sadece malınızı değil, onurunuzu, gururunuzu, erdeminizi de alıp gitmeye kalkıyorlar.

Dikkat!... Son söz, “Su uyur, düşman uyumaz” Aman dikkat!


 

Tuncay Özkan

Yeni Parti Genel Başkanı

 

 

 

 

 

Karip.net 2009