e-posta atın


DEĞERLENDİRME


Ergenekon konusunda, Türk entelektüellerinin, burjuvasının ve iş dünyasının ne düşündüğünü, fikri, namusu ve duruşuyla hep takdir ettiğim Ege Cansen’in 4 Nisan 2009* tarihli yazısını okuyunca öğrenmiş oldum.


Olay devlet içindeki gelenekçiler, kurucu felsefeye bağlı olanlar ile bunların karşıtlarının kapışmasıymış! “Ergenekon” ve “Kontr-Ergenekon”. Yazı bugüne kadar bu anlamda, bu çevrelerce kaleme alınmış en yürekli, kapsamlı, ayağı yere basan bir tahlil. Tahlilin sonu karamsar bitiyor. Neden?
Aristoteles, “Entellekt, kendi kendine hiçbir şeyi harekete geçiremez, keşifte bulunamaz” diyor.



O saptar, tasnif eder, görür ama değiştiremez. Onun için devrimci bir ruh gerekir. Değiştirme; yenisini koyma, sıradanlığın zincirini kırma sadece aklın bir mücadelesi değildir. Yetmez! Aşk ve iman ister. Aşk ve inanç ister. Aşk ve azim ister. Aşk ve sabır ister. Aşk ve kararlılık ister. Aşk ve ölüm hakkında karar vermeyi gerektirir. Gerçeklikle, korkusuzca yüzleşmeyi gerektirir.


Türkiye bir meskenetin, ihanetin, aczin, zilletin mirasıdır. Kirli bir ırmaktan, kirlenmeden geçenlerin yarattığı bir devrimci miras.

Bu mirası yaratanlar arasında, kastım hareketi başlatanlardır, hiç entelektüel yoktur. Bilgi sahibi olanlar, analizlerini doğru yapanlar çoktur ama entelektüeller mandacılarla, işadamları ülkesini satan; gammazlayan saray ve işgal güçleriyle, eşraf ise kararsızdır.


Hareketi kan ve gözyaşını gören, Aşk ile kurucu ilkeler olan “Vatan, Namus, Ahde Vefa” ya bağlı devrimciler başlatmıştır. Mustafa Kemal’i Atatürk yapan, zafere koşturan “Devrimci” ruhudur. Aşkıdır. Entelektüel birikimi değil. O, daha sonra entellektüel yönünü ortaya koydu.


Bugün “Ergenekon” denilen şey bir örgüt değildir. Muhbirinin tanımıyla “Türk Silahlı Kuvvetleri”dir. Tasfiye edilen de ordudur. Temsil ettiği değerler de Ege Cansen’in tanımıyla:


“1) Ne Mutlu Türküm diyene. Yani milletin ve ülkenin tekliği.
2) Hayatta en hakiki mürşit ilimdir. Yani Laiklik.”
Gidenler de bu ilkelerdir. Soru şudur?


- Kurucu gücün felsefesi ortadan kalkmış mıdır?

Bir adım ileri götürecek olursak:


Güneydoğu’da Kürt milliyetçiliği, merkezi yönetimde laiklik karşıtı AKP; gelenekçiler (Ergenekon?) mahpusta, Türkiye’de bir devir batıyor, yenisi çıkıyor…


Eski ve batan “Vatan, Namus, Ahde Vefa” kurucu ilkeleri. Yenisi ne? Ne ortaya çıkıyor?


Kürt Devleti.


Laik olmayan Türkiye Cumhuriyeti!.. Yani Yeni Osmanlıcılık.
Bunu gören ve susanlar kim? Osmanlı’nın yıkıntılarından devrimcilerin yarattığı entelektüel akıl, burjuva, iş dünyası.


Mezbahaya kesime giden danaların şaşkınları, kasap bıçağı yalarmış.

Efendiler; inanınız ki, Ergenekon diye bir örgüt yok. Bir izafiyete teslim oldunuz. Gördükleriniz; bildikleriniz, yaşadıklarınız körlerin fil tarifi gibi.


Olan şeyin adı:
Karşı Devrim.


Kurumlara sızanları var. İçinizde gezenleri var. Amerika, AB, İngiliz, Alman, Fransız, Hollandalı maskesi takanları var. Ama inanın AB, Amerika farkına vardığında da geç olacak!...


Korkuyorsunuz.

Korkmayınız. Korkunuz yaşayacağınız sonu değiştirmeyecek. Rejim kaybettiğinde, rejimden beslenemeyeceksiniz. Osmanlı’nın kaybedenleri gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin de kaybedenleri olacak. 90 yıl önceki defterler açılacak, sizden alınıp onlara yazılacak.


Uçaklarda, gemilerde yer ayırtmayın. Sizi o gün kimse taşımayacak. Biliyorsunuz aynı anda kapitalizm de yıkılıyor. Yer bulamayacaksınız.
Ama bilin korktuklarınız sadece siz korktuğunuz için yaşanacak. Oysa bir düşünün, gelenin ağır kokusunu hissedin. Daha zaman var!

Bir devrin kapandığına tanıklık edeceğiz. Ama bunun, Mustafa Kemal’in ve devrimci arkadaşlarının Türkiye Cumhuriyet’i mi, yoksa karşı devrim kalkışması mı olacağını yakın gelecekte göreceğiz.


Yaşananların ve yaşanacakların ne adı, ne de soyadı Ergenekon. Yanılmayın. Hesap Laik Türkiye Cumhuriyet’i ile görülüyor. Ege Cansen ve buradaki gibi düşünenler 30 derece sola yatıp, saatlerini 2 yıl öncesine alıp baksınlar yaşadıklarına! Görmelerinin zorluğunun farkındayım ama, görenleri bilenleri, görmeyenlere, bilmeyenlere anlatsın bu ülkeye “Entelektüel” ihanetini. Yani:
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini!



Tuncay Özkan
Silivri F/7 hücresi




* Ege Cansen, Hürriyet Gazetesi, 04.04.2009


Kontra-Ergenekon


TÜRK Silahlı Kuvvetleri içinde neşvünema bulmuş ve adı galat olarak Ergenekon diye bilinen bu örgütün var olduğu iddia ediliyor.


Yine iddiaya göre bu örgütün iki amacı olmuştur. Birincisi, özellikle halen işbaşında olan, ama aslında seçilmiş her hükümeti icabında darbeyle devirmek, ikincisi ise Güneydoğu'da Kürtler'in bağımsızlık mücadelesini hukuka aykırı yolla dahi olsa engellemektir. Ancak olayların gelişmesinden ve açıklanan iddianamelerden anlıyoruz ki, bir de bu örgütü dağıtmak üzere çalışan ve adı henüz konmamış bir "Kontra-Ergenekon" örgütü de var. Bu ikinci örgüt, birinci örgüt içine sızmış ve topladığı bilgilerle birinci örgütü yargı önüne çıkarmayı başarmıştır. Hukuken tam sonuç alınmamış olsa bile, birinci örgüt epey hırpalamıştır. Bu ikinci örgüt kuvvetle muhtemel Milli İstihbarat Teşkilatı içinde bir yapılanmadır.


Birinci Dünya Harbini kaybeden Osmanlı İmparatorluğu'nun parçalanmış enkazı üstüne, bundan 90 yıl önce inşa edilmeye başlanan Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesi iki cümle ile özetlenebilir.



1. Ne mutlu Türküm diyene. Yani milletin ve ülkenin tekliği.
2. Hayatta en hakiki mürşit ilimdir. Yani láiklik.



Henüz tamamen ortadan kalkmış olmamakla birlikte, bu iki ilkenin günümüzde pek de bir geçerliliği kalmamıştır. Güneydoğu'da fiilen bir Kürt bölgesi teessüs etmiştir. Ayrılıkçı örgütün siyasi kanadı, askeri kanadın komutanı ve savaşçıları için af istemektedir. Tam bu sırada PKK'nın tüm öldürmeleri yargılı infaz kabul edilip, ayrılığa engel olmakla görevlendirmiş birliklerin komutanları, yargısız infazla suçlanarak hapsedilmektedir. Bu vaka, Güneydoğu'da tarihi bir dönüm noktasıdır. Diğer yandan Anayasa Mahkemesi, 11 üyesinin 10'nun oyuyla, ülkeyi yöneten siyasi partiyi "laiklik karşıtı eylemlerin odağı" ilan etmiştir. Tevil etmeye gerek yok. Demek ki, cumhuriyetin kuruluş ilkeleri, değişen iç ve dış dinamikler karşısında tutunamamıştır. Burada iyi veya kötü olmuştur diye bir değerleme yapmıyorum. Sadece bir tespit yapıyorum. 90 yıl önceki kuruluş ilkelerinin ortadan kalkması, muhtemelen cumhuriyeti daha demokratik hale getirecektir. Kuruluş ilkelerinde ısrar etmek, belki de ülkeye çok pahalıya mal olacaktı. Her halde bu bedel ödenmek istenmemiştir.


Kontra-Ergenekon ile Ergenekon arasındaki mücadele, bu süreçte belirleyici bir rol oynamaktadır. Gerek iddianameler gerekse gelişmeler ortadadır. Düşünce, girişim ve eylemlerden neyin suç olduğuna, neyin suç olmadığına yargı karar verecektir. Ama hep birlikte Türkiye'de bir devrin kapandığına, yeni bir devrin açıldığına tanıklık ediyoruz. Bazılarımız olanları sevinç ve coşkuyla, bazılarımız endişeyle izlemektedir.

Son Söz: Boy boyladı, soy soyladı, Dedem Korkut adını koydu.