e-posta atın


ÜÇ DERDİMİZ VAR


Sevgili dostlarım,


 


Türkiye’nin üç aya kadar yaşayacağı üç büyük derdi var. Bunları Karacaoğlan gibi diyecek olursak :


 


1-      Yoksulluk


2-      Ayrılık


3-      Ölüm


 


Yoksulluk :


Türkiye, ekonomik kriz nedeniyle 8 ay içinde inanılmaz bir küçülmeyle, neredeyse % 4.5 geriledi. Önümüzdeki süreci de büyüme bir yana, - 6 oranında bir hedef sapmasıyla, % -6 oranda ekonomik küçümeyle kapatacağız. Her yıl bulması gereken borç faizi ödeme miktarı bu yıl 50-56 milyar dolar (Türkiye’nin dış borcu 500 milyar dolar). Bunu bulabilmek için IMF ile görüşmelerden siyasi bir ödün vermeden sonuç alması da mümkün görünmüyor. Yeni Maliye Bakanı Mehmet Şimşek güçlü İngiliz ve Amerikan desteğiyle bunu nasıl başaracak hep beraber göreceğiz. Yoksulluk o denli artıyor ki, sosyal sigorta fon yönetimi çöktü. İşsizlik bu hızla büyürse, 50 milyar TL olan bu yılki sigorta fon açığı başlı başına bir felakete dönüşecek. Türkiye’de “maaşımı alıyorum, geçiniyorum” diyen devlet memurlarının maaşlarını alıp-alamayacaklarını, aldıkları maaşın yetip-yetemeyeceğini 3 ay içinde göreceğiz. Türkiye’nin finansman krizi 3 ayda yamalarla kapatılamazsa bütçe o deliklerden akıp yok olacak.


 


Ayrılık :


Sorunun bu ekonomik yönünün yanında bir de sosyal felaketimiz var : Bölünme. “Hizmet siyaseti” diye tanımlanan bir ucube politika ve buna teşne olan askeri çevrelerin yol açtığı yeni Kürt milliyetçiliği dalgasının açıkça dile getirdiği “toprak” ve “tanınma” siyaseti karşısında çökmüştür. Türkiye, büyük bir “gevşek memleket” baskısı altındadır. İtalya, Belçika, İspanya gibi ülkelere dayatılan “gevşek federasyon” yoluyla çözülme, Türkiye’nin kapısındadır. IMF hangi siyasi tavizle Türkiye ile yeni stand-by’ı imzalayacaktır? Bu ya “gevşek model” ya da “dış politika” tavizi olacaktır. Tam rayına oturdu derken, AKP eliyle hortlatılan bu bezirganlık DTP kapatılarak, Barzani yardıma çağırılarak ya da af çıkartılarak artık asla bastırılamaz.


 


Ölüm :


AKP için bundan sonrası “ölüm-kalım”, “var oluş – yok oluş” mücadelesidir. Başbakan Erdoğan’ın yeni kabinesi bir “savaş” kabinesidir. Ömer Dinçer ile Bülent Arınç en uç iki mücadele adamı olarak kabinenin en önde gelenleri olacaklardır.


Ömer Dinçer, 50 milyar TL’lik sigorta açığını, işsizliği ve sosyal tarafların tamamını zaptu rapt altına alamazsa, Bülent Arınç Saadet Partisine giden oyları durduramazsa, Babacan ile Şimşek dış kredi sağlayamaz ise; AKP’nin bu ekonomik tufanın önünde durması mümkün müdür?


Asıl soru şudur. AKP iktidarını bırakmaya hazır mıdır? Bu sorunun yanıtı 21. yüzyılın ilk çeyreğinde, Cumhuriyetin 100. yılında Türkiye’nin en önemli sorusudur.


Bu sorunun yanıtı yeni kabinenin, üç aylık performansıyla ortaya çıkmış olacaktır.


İşte bütün bunlar nedeniyle AKP’nin üç derdi, bizim de üç derdimizdir.


Hazırlıklarımızı bunlara göre yapmalıyız.


Hepinizi en içten duygularımla; “Vatan, Namus, Ahde Vefa” aşkımla selamlarım.


 


Tuncay Özkan


Yeni Parti Genel Başkanı


05.05.2009