KÜRT SORUNU
Türkiye “Kürt Sorunu” nu halletme konusunda çok önemli gelişmelere gebeymiş!
Zaman kaybetmeden bütün tarafların mutabakatıyla sorunu çözmek lazımmış!
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün , İngiliz-Amerikan ortak projesini, Türkiye’ye anlatışının kocaman kocaman süslü lafları bunlar. Türkiye “Kürt sorunu”nun çözümünde 2005 ya da 1999 dan ne bir adım ileride ne geride. Ama bir fark var o da sorunlarımızı çözmek noktasında dış baskının bizi getirdiği açmaz.
İngiltere Dışişleri Bakanı Türkiye’nin değişimini alkışlıyor.
Amerika alkışlıyor.
İyi de, neyi alkışlıyoruz?
“Kürt sorunu” nedir?
Kürt sorunu bir azgelişmişlik, bölgesel kalkınma ve Türkiye’nin sosyoekonomik açmazı mıdır?
Yoksa “Kürt sorunu” Türkiye’de yaşayan 10 milyon Kürt kökenli Türk yurttaşının ayrı, bağımsız bir devlet isteği, Kürt milliyetçiliği sorunu mudur?
Ulus Devlet ve bölünmez bütünlük bakışı, sorunu 1971’de TİP(Türkiye İşçi Partisi)’nin tanımladığı çizgide yani bir azgelişmişlik sorunu olarak algılar. Ama Kürt kimliğini de kabul eder.
Fakat, yeni dünya düzeni mantığı, olguyu nasıl benimsemekte ve aktarmaktadır?
“Kürt devleti bir realitedir. Irak, Türkiye, İran, Suriye, Kuzey Irak Kürtleri, Kuzey Irak bölgesel yönetiminin oluşturacağı bir merkezi devlet otoritesinde federatif bir yapıda bir araya gelmelidir.”
Türkiye açısından TİP modelini savunanlar bugünkü AKP çizgisi tarafından hep faşizan baskılarla bugüne kadar hırpalandılar. TİP Anayasa Mahkemesi tarafından bu nedenle kapatıldı. AKP şimdi İngiliz-Amerikan modeli federatif yapılanmanın temellerini inşa ediyor. AKP ‘nin ağzında geveleyip söyleyemediği, “Af” diye bir büyük paravanın ardına sakladığı bu Kürt federasyonunun, yani emperyalist dayatmanın temelleridir.
Biz olayı nasıl algılıyoruz? Kürt sorunu Türkiye’nin terör dayatmasıyla başına bela edilen büyük derdi olmuştur. Sorunu Türkiye içerde çözmek zorundadır. Bunun için Türkiye’nin yapması gerekenler vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz; özet ve ana hatları ile:
Ekonomik ve Bölgesel Çözüm Önerilerimiz:
1. Fırat ve Dicle kıyısına 5 yeni kent kurularak tarım ve hayvancılık canlandırılmalıdır.GAP, Avrupa ve Ortadoğu’nun gıda deposu haline getirilmelidir. Her bir kentte 2 milyon insanın yaşaması, hayvancılık ve tarım yapması planlanmalıdır.
2. Tarım ve hayvancılık kooperatifleri ve çok ortaklı şirketler kanalıyla bölge halkı ekonomik açıdan örgütlendirilmelidir. Tohum ve hayvancılık için üretim, hasat, pazarlama konusunda bu yeni yapılanmalar devreye sokulmalıdır.
3. Yeni kentlerde ve bölgede köy enstitüleri canlandırılmalı, halk eğitilmeli ve uzmanlaştırılmalıdır. Halkevleri ve Halk Eğitim Merkezleri bu amaçla yeniden oluşturulmalıdır.
4. Üniversitelerin ilgili birimleri derhal bölgeye taşınmalı, uzmanlar teşvik edilmelidir.
5. Şanlıurfa, Diyarbakır, Elazığ, Hakkari, Kars, liman havaalanı ile donatılmalıdır. Bölge demiryolu ağı ile örülmeli, trenlerin Mersin’e limana açılımı sağlanmalıdır.
6. Orman, mera, tarım arazisi ıslah ve toprak reformu acilen yapılmalı: Ağa, şeyh ve feodal cemaatlerin elindeki araziler kamulaştırılma yoluyla kooperatif ve çok ortaklı şirketlere ve vatandaşa verilmelidir. Toprak işleyenin, su kullananın olmalıdır. Bu hayal hayata geçirilmelidir.
7. Suriye sınırındaki mayınlı arazi Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bedeli ne ise ona temizletilmeli ve bölge halkına üretim, hasat, satış odaklı kooperatif ve şirket yapılanmalarıyla üretim için kiralanmalı, bütün bunlar planlı ekonomi yoluyla dizayn edilmelidir.
8. Bölgenin Kuzey Irak sınırları tek taraflı açılmalı, Kuzey Irak’ta yaşayan Kürt, Türkmen ve diğer etnik unsulara Türkiye Cumhuriyeti pasaportu verilmelidir. Bununla ekonomik gelişime onlarında katılması sağlanmalıdır.
9. Ankara, İstanbul, Diyarbakır’da Kürt Enstitüleri Üniversitelerde açılmalıdır.
10. Bölgenin ve Kuzey Irak’ın arınması için DTP dahil partilerin siyasal çabalarının yanında güvenlik konusunda ne yapılması gerekiyorsa acilen yapılmalı, terör yenilmelidir.
Bu konudaki eylem planı kapsamlı bir siyasi ve sosyal politik açılım içermelidir. Bunun için de güvenlik bölgesi oluşturma ve af da yenilmelidir.
Sorunlu PKK ve DTP bağlamında konuşmadan çözmek, Abdullah Öcalan ve PKK’nın siyasi açılımlara evet demeden “Kürt Sorunu”nun ortadan kalkacağını düşünmek hayaldir. Hatta onlar evet dese dahi, sorunun yüzde yüz çözülmesi mümkün olmayacaktır. Çünkü Türkiye emperyalizmin dümen suyunda bir 3. Dünya Ülkesi gibi davranmakta, gücünün ve etkinliğinin dinamosunu emperyalist goygoyculuğunda arayan AKP tipi parti, politikacılardan kurtulamamaktadır.
Sorunun bir boyutu da Türkiye’nin Abdullah Gül , Recep Tayyip Erdoğan ve AKP gibi parti yönetimleri politikacılarından en kısa sürede kurtulmasıdır.
Bu kurtuluş “Kürt Sorunu” tezini emperyalist emellerin oyuncağı olmaktan kurtarmamızdan ilk adım olacaktır. Siz bakmayın Tayyip Erdoğan’ın ve Abdullah Gül’ün siyasi teflon tutum ve davranışlarına, günlük siyasi kıvırmalarına. Onlar dışarıdan ne alırlarsa onu söylerler. Çözüm onların eliyle olamaz. Onlar Türkiye’de despotizm ve yeni korku kültürünün temsilcileridir.
Çözümü halkın yeni iradesi belirler. O da yakındır. Laik, demokratik sosyal hukuk devleti Türkiye Cumhuriyeti, Türk-Kürt kardeşliğinin ve bölgenin teminatıdır.
Tuncay ÖZKAN
29.05.2009

