e-posta atın


Şiir


Demir kapı gürültüyle sallandı,                                 


Gelen var mahpus idaresinden


Genç bir adam uzattı elinde


Kocaman “Tebliğ Tebellüğ Belgesi” zarfını


Bizim F/12 koğuşunun demir kapısı gibi sallandım


Aklımdan dedim şimdi yandım


Hani televizyona çıkıp ağlaşanlar var ya korkudan


“Benümm Errrgeneekoon iken nee alakammm olabülür küm” diyen


Onları hemen anladım


Beni de içeri atarlar diye bir kaygılandım sormayın


Bu ikincisi, bu dehşet belgesinden bana sunulan


Mektup okuma komitesinin uyarısı üzerine toplanan


Silivri “toplama kampı” disiplin kurulu


Aydınlığı ile gözlerini kamaştıran bir mektubu


Ki yazarının adı da “Nurhan”


Gözlerini kırpıştırarak ve de ıslatarak okuduktan sonra


21. yüzyılın bu zamanında, tam 14 koca koca insan Tuncay Özkan’a


Bu aydınlığın ulaşmaması için kollarını sıvayıp


Ellerini alıp kara kapkara sansür kalemlerini


Satır satır çizmişler Nurhan hanımın aydınlık kelimelerine


İnanamadım aynen şöyle : Nurhan hanım yazıyor


Silivri diye gerisini kurul çiziyor :


                                                                            gibi


Hanımın adında dedim hata Nurhan aydınlıktan alıyor şanını


Bir de sevdası kara sevda : “Vatan, Namus, Ahde Vefa”


Besliyor ya kelimelerinin cânını


Karanlıkları görünce o bembeyaz mektup içinde


Kara kadılar hortladı dedim faşizm mi gelmiş ne!


Sansürün böylesine, 21.yüzyılda bile


Desem bir türlü demesem bin türlü


Memleketin Nurhan’ını karartıyorlar


Sevdası insan olma, kavgası ışık saçma


Anladım bir kez daha bizim kavga, büyük kavga


Memleket çok zorda


Aydınlık karanlıkla, iyi kötüyle, akıl zulm ile


Uygarlık sansürle imtihanda


Mahpusta, sokakta, okulda, fabrikada, evde


Mektupla, telefonla, bilgisayarla, meydan meydan bağırarak


Mustafa Kemal aydınlığını Türkiye’ye taşımayan


Tuncay kahrolsun


Bu kavgadan dönenin adı kalleş olsun


Mektup yazın; bana, BİZ’e, birbirinize


İçinde “Aydınlanma Devriminin” Nurhan’ı olsun


Türkiye’nin nuru canım dostlarım hepinize


Selam olsun, selam olsun, selam olsun.


 


Tuncay Özkan