e-posta atın


DURUM


Ergenekon tertibi sürecinin sonucunu izliyoruz: Türkiye’de kimse bir başkasına asla güvenmiyor.


Delilleri keyfine göre toplayan polis, yasayı uygulamıyor. Savcı “yaptım oldu” diyor. Mahkeme görmüyor, duymuyor, bilmiyor. Sanıkların avukatları ile sanıkların mahkemedeki sözlerini hiçbir gazeteci irdelemiyor, izlemiyor. Ergenekon davası boyunca “CD’ler bize ait değil” diye bağırdı sanıklar, duyan yok.


Genelkurmay sinmiş, siyaset çaresiz. Yargı sahipsiz.


Yasama yok. Yürütme entrika yorgunu. Yargı özgüvensiz.


Herkes kimin ne yaptığını biliyor, ama sessiz.


Birbirini korku, yılgınlık, güvensizlik içinde izleyen; tel tel dökülen memleketim.


Nereye kadar?


Bu soru ve yanıtı çok önemli.


Evet “Nereye kadar?”


Bu böyle devam edebilir mi?


Hayır


Ergenekon savcısı bir avukatın ofisini bastırıyor. Orada 5271 sayılı CMK yasasının “aramada baronun görevlendireceği bir avukat bulunur” hükmü (130. md. gereği) yok sayılıyor. Ve bir fotokopi bulunuyor. Fotokopiyi bulan polis. Avukatın ofisini ararken bulduğu belgeyi savcıya yolluyor. Bu belge soruşturmanın gizliliği ilkesini (TCK 285 md.) yok sayan savcı veya polisçe Taraf gazetesine veriliyor. Gazete yayınını yapıyor. Kıyamet kopuyor. Bu fotokopi “AKP ve Fethullah Gülen’i Bitirme Planı” diye nitelenen, “Andıç” denilen ve Genelkurmay’da hazırlandığı iddia edilen bu “fotokopi”ler için:


1-      Sanık avukat Serdar Öztürk “bana ait değil, ofisime polisçe konulmuştur” diyor.


2-      Genelkurmay “bizde böyle bir belge yok. Bilgisayarlarımız temiz” diyor.


3-      Olayı soruşturan Ergenekon savcıları susuyor.


4-      Askeri savcılık “bu belgenin ordu içinde üretilmediğini saptadık. Kriminal inceleme yapacağız” diyor.


5-      Belgeyi hazırladığı iddia edilen Kur. Albay Dursun Çiçek “ben hazırlamadım, imza da bana ait değil” diyor.


6-      Fethullah Gülen ekibi “bu komployu TSK içindeki darbeciler hazırladı, amaç bizi yok etmek için altyapı hazırlığı” diyor.


7-      Başbakan “doğru çıkarsa da vahim, yanlış çıkarsa da vahim” diyor.


8-      Deniz Baykal, “sahte mi gerçek mi sonuna kadar gerçeği ortaya çıkarmak için araştırmalıyız. Ortalıkta sahte belgeden geçilmiyor” diyor.


9-      Devlet Bahçeli “sahteyse orduya karşı psikolojik savaş var” diyor.


10-  TV ve gazeteler ikiye bölünmüş. Hükümeti ve Fethullahçı yapıyı destekleyenler “TSK suçlu” diyor, diğerleri kıvırıyor.


Oysa kimse, Ergenekon aramalarında 2 yıldır insanlar sahte belge konuluyor, aramalarda hukuk yok diyen sanıkları dinlemiyor.


Ergenekon’da bir strateji sonucu TSK’nın görevdeki komuta kademesine gelindiğini, bu stratejinin Fethullahçılar tarafından belirlendiğini görmek, konuşmak, yazmak yasak. Çünkü devir Fethullah devri. Yani Fethullahçılar geldi aşka Fethullahçıların aşkı başka.


Sormadan nasıl yaşıyor Türkiye:


1-      Ergenekon davası neden Fethullahçılarca varlık-yokluk kavgası sayılıyor?


2-      Danıştay cinayeti, Cumhuriyet’e saldırı davasını neden Fethullahçılar kulisle yönlendiriyor?


3-      TSK ile Fethullahçılar arasındaki savaşın nedeni ne?


DURUM NE?


Soruyorum, yanıtlara bakıyorum.


Televizyonda, gazetede izliyorum, okuyorum.


“Korktum, Yılgınım” diyor kimi…


Ya da;


“Kanım dondu”, “Tüylerim diken diken oldu” diyor kimi.


Ah be kardeşim başına neler geldi?


Kıldan tüyden kanın dondu; yıldın, korktun.


Bir de:


“Bennnimm Eeergggenekınn Terrrör Örgütüylen nee alakıaaamm olaabülürkii?”… ciler var.


Hayret sen nerede yaşıyordun ki?


Bileni bulsak, mahkemeye bilirkişi atayacağız.


Durumumuz kötü.


Ergenekon işinden birileri cumhuriyeti götürdü.


Kim der ki koca memleket


Teslim olurdu


2 CD, 3 fotokopi, 1 USA malı gazeteye…


Haydi millet böyle


Harbiye, Tıbbiye, Mülkiye…


İnanılmaz ama onlar da düşmüş çamura


Bir şeyh cemaatiyle


Canına okuyor memleketin


Kanım kaynıyor


Canım diken diken


Korkan beter olsun onlardan


Yılgınlık yok.


Karanlığa bir güneş


Ha doğdu ha doğacak


Ben hücremden görüyorum


Ey özgürlük, siz nerede tutsaksınız?


Kör müsünüz?


İzmir’de 21 Haziran’da


Gündoğdu meydanında


Doğmayacak mısınız?


Onları biliyoruz, sizin durumunuz nedir?


Nasılsınız?


BİZ hareketi ne yapıyorsunuz?


Neden olup bitenleri yılgın, yorgun, bıkkın izliyorsunuz?


Dayanamam bu hallere.


Olsa olsa yaz sıcağındandır.


Haydi bu suskunluğu yok etmeye, memlekete sahip çıkmaya devam.


Kuşkunuz olmasın yarından.


Umudunuzun, mutluluğunuzun kırılmasına sakın izin vermeyin.


Bu memleketi, direnenler kazandı.


Direnenler kazanacak.


Haydi; haydi dostlarım, çoğu bitti azı kaldı.


21 Haziran’da İzmir Gündoğdu’da


20 Temmuz’da Silivri de benimle


Kollarımı sonuna kadar açtım


Kucaklaşacağım sizlerle.


“Güneş ufuktan şimdi doğar


Yürüyelim arkadaşlar…”


Tuncay Özkan


17.06.2009