e-posta atın


HAKLI ÖFKE


Haklılık ile öfke arasında kimi zaman doğrudan bir bağ oluşur. Bu aynen gönlünüzdeki sızının, burnunuzun direğine vurması gibidir. Vicdandır.

İçten, samimi, karşı konulamaz.

Evet, haklı olanların yaman bir öfkesi vardır.

Öfke haklılıktan kaynaklandı mı; iyi doğru ve güzel olanın kapısını açar. Yıkıcı, yıpratıcı, zararlı yüzünü yitirir. Onaran, yenileyen, değiştiren bir çehreye bürünür. Vicdanınızı oluşturur.

İnsan haklılığını yitirdiğinde öfkesini de yitirir. Çünkü haksız insan, vicdansızlaşır. Zalim olur. Zulmeder. Yıkar. Öfkesini yitiren insanlar, haklı-haksız herşeyi yapabilirler. Öfkelerini bitirenler sıradanlaşır. Kötü de olsa iyi de olsa sıradanlaşır. Yozlaşır, çürür; tarihin dipsiz kuyusunda savrulur gider.

Kimi zaman sıradanlık insanları teslim alır. Etrafınızda aynı sesi duyarsınız: “Ama bu kadar da olmaz ki, biraz da sen uy insanlara.” Ya da: “Sen mi kurtaracaksın, bak başına neler geldi? Değer miydi?”

Bir bakarsınız en yakınınızdaki dostunuz, çok “öfkeli” olduğunuzu, azıcık devrin gereklerine uygun davranmanızın iyi olacağını söyler olmuş.

Yolculuğunuzun en kritik evresinde uyup hainin iğfasına, sıradanlaşan; satılan canlarınızı görürsünüz insan mezbahasında. Oysa gittikleri yolda yoktur yolculukta. Yitirirler vicdanlarını. Onlar için ağlıyorum inanın acı acı…

Neden?

Çünkü, haklılıklarını yitirmişlerdir. Yüreklerinden gönüllerine, burunlarının direğine ulaşan insan olma hattı yok olmuştur. Onların öfkesi zulme de kayar, sıradanlığa da. Farketmez ikisi de aynı kapıya çıkar.

Bistamlı Bâyezid (ölümü 876) islamın büyük vicdanlarından bir aydın, öfkesi; haklılığı ve vicdanı sağlam bir insan. Sormuşlar:

-Kâbeyi ziyarete neden gitmiyorsun?

Elini kalbinin üzerine koyarak yanıt vermiş:

“Tanrı o sizin dediğiniz eve, yapıldığından beri hiç gitmedi; ama bendeki şu evden, yapıldığı günden beri hiç çıkmadı. Siz esas bu evi kutsal tutun.”

Öfke, budur işte. Haklılığın sesi ve vicdanın ta kendisi.

BİZ hareketi öfkesini, haklılığından alır. O öfke vicdanını dile getirir. Öfkemiz zulme, zalime ve vicdansızlığa, sıradanlığa, kulluğa, satılık, hain ve namertliğe karşıdır. Yalanlara, iftiraya, dedikoduya rağmen; inançla, samimiyetle, güvenle yol alır.

BİZ; halkçı, devrimci, cumhuriyetçi, ulusalcı, laik, devletçi ve sömürüye karşıyız. BİZ gücümüzü haklılığımızın yaman öfkesinden alırız. Soruyorlar değil mi:

“Siz mi değiştireceksiniz?”

-Evet, BİZ değiştireceğiz!

“Size mi kaldı Atatürkçülük?”

-Evet, BİZ’e kaldı. O sancağı asla yere indirmeyeceğiz!

“Zaman geçti artık, zamana uyun!”

-Haklıyız, güçlüyüz, haklılığımızın yaman öfkesiyle o büyük vicdanımızla yeniden yaratacağız :

Umudu

Mutluluğu

İnsan Onurunun dik duruşunu.

Zalimlerin, zulmün, korkunun, korkaklığın, hainliğin sıradan yoz, çürük bulaşıklığına saplanmadan yapacağız bunu.

Bin yıllık tarihimizin bize öğrettiği değerleri:

Vatanımızı, memleketimizi

Namusumuzu, bayrağımızı yani kadınlarımızı, çocuklarımızı, doğamızı

Ahde Vefamızı; Ulus olmamızı, BİZ olmamızı, birlikteliğimizi:

Yılmadan, yorulmadan savunacağız.

Neden mi?

İnsanlarımızı mutlu ve umutlu kılmak için.

Bugünlerde “Boşver ya…” diyenler çok olur.

“Sanane ya…” diyenler çok olur.

Aldırmayın.

İnsan aşkından vazgeçer mi?

Aşıklar ölür, aşk ölür mü?

Aşk dönüşür mü?

BİZ’im hikayemiz, “Aşk” hikayesi.

Aşıklar ölür, “Aşk” ölümsüzdür.

Aşkınıza sahip çıkma zamanıdır.

“Vatan, Namus, Ahde Vefa”…

Vicdanı olan,

Aklı olan,

İnsan olan,

Aşkından vazgeçer mi?

Asla.

BİZ, aşkımız için mücadelemizi sürdüreceğiz.

“Boşverrr” diyenlerden olmadan.

Açlıkla

Yoklukla

Yoksullukla

Yolsuzlukla

Yobazlıkla

Uşaklıkla

Haksızlıkla

Vicdansızlıkla

Aşkla mücadele edeceğiz.

Türkiye’yi aşkımızla, insanlık aşkıyla, uygarlık aşkıyla, sevdayla, yenileyerek, onararak, değiştirerek büyütecek; bereketin, başarının adı yapacağız.

Haklıyız. Vicdanlıyız. Burnumuzun direği sızlıyor olanlara. Nasıl dayanırız yapılanlara.

BİZ, bunları kabul etmeyiz. Edemeyiz. Vicdanımız BİZ’i rahat bırakmaz.

Onun için karanlığın üzerinden bir güneş gibi doğacağız. Haydi, haydi, haydi. El ele, gönül gönüle, Yeni bir Türkiye için saflarımıza. Durmak yok.

Ne zaman mı?

Belki yarın, belki yarından da yakın!

Haklı olanların, o yaman öfkesiyle!

İnsanları mutlu ve umutlu kılmak için göreve.

Tuncay Özkan
06.07.2009