e-posta atın


AÇMAZ AÇILIMLAR


Açılım politikası olarak adlandırılan ve Türkiye’nin temel sorunlarının çözümü diye sunulan olgular gerçekten neler ve yaşananlar nedir?


- Ermenistan


- Suriye


- Irak


- PKK


“Açılımları” kendi içinde “Kürt Sorunu” olarak adlandırdıkları bir çözümü bize sunacakmış!


- İsrail


- İran


- Hizbullah


- Hamas


“Açılımları” da “Bölgesel Güç” olmamızı sağlayacakmış!


Dikkat edilirse, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Mart ayında yurt dışından dönerken gazetecilere uçakta dile getirdiği “Önümüzdeki günlerde çok güzel şeyler olacak” sözlerinin ardından 6 ayda yaşananlar bu “Açılım” sözcüğüne sığdırıldı.


Ancak, “Açılımların” hiçbiri ekonomik değil. Hiçbir ekonomik sorunun çözümünde açılım yok. Proje yok. 2010 bütçesi açıklandı ve 286 milyar liralık bütçede açılım değil, kemer sıkma politikaları geçerli. Memur, işçi, esnaf, köylü: Halk, kemer sıkacak.


Recep Tayyip Erdoğan diyor ki; “Rusya ile de stratejik işbirliği anlaşması imzaladık. Onu da yürürlüğe koyduk mu tamamdır. “Suriye de tamam. Irak da tamam. AB de tamam. Ermenistan da tamam. İran zaten tamam. Suudi Arabistan tamam. Lübnan tamam. Hatta BOP Eşbaşkanı Amerika tamam. İsrail’le de yeni dönem tamam.


Erdoğan, BOP Eşbaşkanı olarak işgaline destek verdiği Irak’da 80 anlaşmayı rekor kırarak imzaladı ya, orada sormuş: “Kaç dul kadın var?” Bir milyon demişler. Hiç yüzü kızarmamış “Sosyolojik çalışma yapalım. Ortak proje yapalım. Çok yüksek rakam” demiş. Yani 81. anlaşma Irak’da Amerika ile birlikte dul bıraktıkları kadınlar üzerine. Yazık.


Açılım politikalarının açtığı şeyler bir daha asla kapanmayacak yaralardır. Sorunların teşhisi, tedavi diye ortaya konulanlar yanlıştır. İngiliz eksenli “dinci çözüm” açılımları; Türkiye’yi büyük bir kapanın içine itmektedir.


Açılım diye sunulan politikaların temelinde şunlar yatıyor:


“Türkler, Ermenilere, Kürtlere, Araplara düşmandır. Bu nedenle Hrant Dink katledildi. Rahip Santoro Cinayeti işlendi. Malatya’da misyonerler canavarca öldürüldü. Bunun nedeni Türkçü, Kemalist Irkçılıktır. Türkçülüğü yok edeceğiz. Müslüman kimlik ön planda olacak. Çünkü Müslüman kimlik Osmanlıcı. Çok kültürlü ve dinli yapıyı benimsiyor. Laik değil. Osmanlı’nın yeni temsilcileri olarak Irak, Suriye, İran ile Talabani-Barzani ile, Hamas- Hizbullah- Baas rejimleriyle kucaklaşacağız. Böylece PKK yalnız kalıp, içeride yapılacak “Ulus Devlet” tasfiyesiyle silah bırakıp terörü durduracak. Siyasete katılacak. Bunun bir adım sonrasında Osmanlı eyalet düzenine geçilerek Suriye-Irak hükümetleriyle AKP hükümeti ortak bakanlar kurulu toplantıları yapmaya başlayacak. Almanlar ile Fransızlar yapıyor ya, onun gibi. Bölgesel güç Türkiye ortaya çıkacak. İran Şiili ile Suriye Hamas’ı dinamo olacak. Irak zaten Şii çoğunluğun elinde. Böylece Edirne, hatta Bosna’dan Lübnan’a dinci bir kuşak birleşecek. Çünkü buraların yönetimini elinde tutanların tamamı Nakşibendi tarikatının üyeleri Türkiye ve Kürt yöneticiler ile emirlikler dahil buna. Yani İhvani Müslüm, Müslüman Kardeşlere dayanan bu yapı her şeyi çözecek.”


Batı’nın İngiliz katakulli versiyonu bu. Nakşibendilik ve  Şiilik İngiliz derin devletinin sıkı fıkı olduğu tarikatlar. Türkiye’de de çok etkili İngiliz yapısı var. Ekol iktidar.


Ermeni çözümü, Kıbrıs çözümü, Kuzey Irak çözümü, Kürt çözümü projelerinin fikir babaları İngilizler..


İsrail konusundaki yol haritası da onlara ait. “One minute” kahramanlığının ardından İsrail, Yahudi düşmanlığına dönüşen popülizm, bölgenin halklarının kontrolünde etkin bir yöntem. Erdoğan, bu rolün oyuncusu.


Açılım, politikalarının sorunu şudur:


1- Türkiye, “Ulus Devlet”, “Ulus Kimlik” konusunda onarılmaz yaralar almaktadır. Açılım cehaleti, Türkiye Cumhuriyeti’ni, Osmanlı meskenetinin cehalet zincirine sarıyor. Laiklik, akıl ve bilim yok ediliyor.


2- Türk kimliği, yıkılıyor. Türklük çözülmek isteniyor. Türkiye’nin inanç ve güven duygusu yok ediliyor. Birlikte yaşama isteği ortadan kaldırılıyor..


Türkler tarihin hiçbir döneminde ırkçı olmadı. Yurtsever kimlik Cumhuriyet’in yurttaşlık harcı yapıldı. Irk esası kuruluşta reddedildi. Şimdi Irkçı Osmanlı artıkları, tarikat zorbaları Türk’ü kafatasçı bir cendereye sokmaya çalışıyorlar. Bu da örgütlü cehalet yoluyla kabul gördürülen bir sorun.


Tarihte ne zaman Türk-Ermeni ırk savaşı yaşanmış?


Hiçbir zaman.


Ermeni tehciri bile Türk-Ermeni düşmanlığı doğurmuş. ASALA terörü bile buna yol açmamış. Yaşananlar çoğu zaman Müslüman-Hıristiyan din çatışması ve toprak savaşı olmuş. Ermenistan, Karabağ’a saldırmasa Türkiye sınır kapısını kapatmazdı. Kapattı da ne oldu? Azeri- Ermeni savaşı devam ederken Ermenistan’ın çikolatadan- deterjana bütün ihtiyaçları gene Türkiye’den,  Türk firmalarından gitmedi mi?


Şimdi, Türkiye- Azerbaycan- Rusya sorunu çözüp sınırı açabilecekken, dinci çözüm takiyecisi Türk yöneticiler Azerilere bir yalan, Amerika’ya iki yalan yöntemiyle, pansumancı olunca sorun Ermeni sorunundan Azeri-Türkiye sorununa döndü. İlk açılımın ilk sonucu AKP bezirganlığına hayırlı olsun.


Hrant Dink, (Anısını yüreğimde sevgiyle taşıyorum.) Türk- Ermeni düşmanlığının kurbanı olmadı. Dink, bugünkü alçaklıkların planlayıcısı faşist ellerin maşalarınca katledildi. Çok önemli ve değerli bir Türkiye aydınıydı. Onu namussuzca katledenler Türkiye’de, yaptıranları Amerika’da, planlayıcıları Amerika- İngiltere ekseninde aramak lazım. Aynı şey Santoro cinayeti, Malatya Zirve katliamı, 2002-2008 arasında işlenen, Necip Hablemitoğlu cinayetiyle başlayıp devam eden cinayetler ve saldırılar için de geçerlidir.


Tarih bilmeyen, pragmatizm kölesi cehalet Türkiye’yi bir felakete sürüklüyor.


Örneğin Ermeni Cumhurbaşkanı Sarkisyan’ın Karabağ’ı bırakacağını öne sürüyor. Hem de Azeri meclisinde. Amerika’nın bunu sağlayacağına inanıyorlar. Oysa o cumhurbaşkanı Karabağ doğumlu. Rus ordusu subayı iken Karabağ’a saldırıp Amerika’dan alan komutan. Sonra Ermeni Milli Savunma Bakanı. Sonra Başbakan, Cumhurbaşkanı ondan Karabağ’ı alacaklar! Buna Rusya izin verecek, AKP kazanacak! Buna açılım değil intihar politikası derler. Şimdi, Azeriler ile Türkiye sorunu nasıl çözülecek, bilen var mı?


AKP, bir çuval inciri berbat ettiği gibi, tarihsel bir fırsatı da yok etmiştir.


Kürt milliyetçiliği, 1800’lerden bu yana Batılı ülkeler ve Rusya tarafından inşa edilmiş en büyük Anadolu kışkırtmasıdır. ASALA – PKK anlaşmaları, bundan önce Kürtçü terör örgütü Hoybun ile Ermeni Taşnak anlaşmaları hep Türkiye olmasın, Sevr yaşama geçirilsin anlaşmalarıdır. Türk- Kürt çatışması Batı’nın en büyük hayalidir. Oysa Türk-Kürt birlikte yaşayan iki halk olagelmiştir. Ayrı yaşadıkları bir tek coğrafya yoktur. Bu birliktelik bugün Kürt milliyetçiliğiyle tıkılmaya çalışılıyor. PKK terörünün başaramadığı Türk-Kürt savaşını açılım denilen bu kumpanyanın ortaya çıkarmasından endişe ediyorum. Çünkü açılım Türk çözülmesi üzerine inşa ediyor. Bunun sonunun iyi olmayacağını ancak kötü niyetliler görmezden geliyor. Açılım, hukuksuz ve izansızdır. Sonunu göreceğiz.


Suriye, Hatay sorununu Türkiye ile kavga etsin diye Fransızlardan devraldı. Oysa Suriye’yi Osmanlıdan bağımsızlık hayalleri içinde Fransızlar  koparmıştı. Suriye’nin özgürlüğünün en büyük destekçisi Atatürk ve Türkiye olmuştur. Ancak, soğuk savaş yıllarında Rus yanlısı Suriye’ye karşı dini kullanan NATO, Türkiye üzerinden Müslüman Kardeşler ile Suriye’ye saldırınca, Suriye de Rusya ile PKK’ya kucak açmıştır. ASALA’yı desteklemiştir.


Suriye şimdi Türkiyesiz olamaz. Ensesinde İsrail var. Türkiye, İsrail karşı Suriye ve Hamas’a , Baas yönetimine kucak açarak, ateşten bir topu kucakladı. AKP ve ne yazık ki Türkiye bunun bedelini ödeyecektir.


PKK lideri Öcalan, Barzani-Talabani güçlensin diye , Kuzey Irak’ta Amerikancı bir yeni devlet inşası için Türkiye’ye verildi. Şimdi hem bu sağlandı, hem de Türkiye de etkin bir tutuklu siyasi kimlik yaratıldı. Kürt devleti  AB,Amerika, Rusya ortak projesidir. Bunun için PKK tasfiyesi şarttır. Yapılan da budur. Ama olmaz. Çünkü PKK’nın  Türkiye de kazandığının tescili gerekli. Şimdi bu yapılmaya çalışılıyor. Bu Türk çözülümünün önemli bir ayağı.


Bunun sonu kötüdür.


AKP, Arap dünyasının yeni kahramanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ortadoğu fethine çıkıyor. Fetih, İsrail düşmanlığı ile yapılacak. İsrail ile kavga, AB’ye YAKINLAŞTIRILACAK. Amerika’nın bu konuda az biraz daha takiye ile kandırılması lazım. Çünkü İran ile kucaklaşma tam yapılamadı daha. Bunun için İsrail’e biraz daha vurup kavgaya devam ederek yol alacaklar. İsrail düşmanlığı Amerika ve AB’deki Yahudi karşıtlarının İsrail acımasızlığının bıkkınlarının desteğini sağlıyor. Daha 10 yıl önce Türkiye ve Türklerden nefret eden Araplar,  “ one minute”ile Türkiye hayranı, Recep Tayyip Erdoğan tapınanı oldular. Bu yeni Nakşi kuşak yönetiminin birinci ayağı. İkinci aşamada İran-Hizbullah-Hamas ekseninde yeni Müslüman dünyayı yaratma gayreti var. Nasıl mı? Müslüman Kardeşler öğretisi ile.


Nakşibendilik temelinde yeni düzen. Vahabilerle omuz omuza, Lübnanlı, Suudili iş ortaklıkları, fonların Türkiye’ye akması hatta Malezya ya kadar etkin bir yeni ”Yeşil Kuşak” teorisi. Laik olmayan, demokrasisi olmayan, yeni bir üçüncü dünya. Ana ekseni cehalet.


Türkiye dünyanın en büyük beşinci ordusu ile , AB ortaklığı, İran, Suudi Arabistan, Emirlikler, Suriye, Irak, Rusya, Ermenistan, Türk Cumhuriyetler; Kafkasya, Bosna Hersek, Makedonya ve diğerleri ile; Balkanlar ile Adriyattik’ten – Atlantik’yeni Müslümanlık anlayışının, yeni Osmanlıcılığının adresi. Bunun için Kıbrısı gözlerini kırpmaktan bıraktılar. Kürt devletini sindirdiler.Türk Cumhuriyetlerini ötelediler. Tüccar kafalı Türkiye yöneticileri. İngiliz kadar kurnaz, Amerikalı kadar güçlü, Osmanlı kadar gururlular. Üstelik NATO’cular.


İşte açılımın fotoğrafı.


Biz , bu hastalıklı düşüncenin, yanlışın  tamamına karşıyız.


1. Bunların olmasına Amerika, Rusya, AB çıkarları bir yana bölgesel ve ülkesel dengeler izin vermeyecektir. Türkiye, Ortadoğu bataklığında çok acı dersler alacaktır. Bedelini AKP ve cin fikirli yöneticileri, örgütlü cehalet değil Türkiye ödeyecektir.


2. Türkiye’nin Kürt sorunu var edilmektedir. Ulus devletin Kürt sorunu olmaz. Sorun sınıfsaldır. Ekonomiktir .Sorunun çözümü ağayı, şeyhi, cemaati, bölgesel güç olmaktan çıkarmak, halkı ve üretim ilişkilerini yeniden örgütlemekten geçer. Çözüm, sorunu yaratan dinci , faşist güçlerden gelmez. Amaç Türk, Kürt kardeşliliği denilip Osmanlıcılığın yeni sömürü ayrıştırmasına Kürdü itmektir. Türkü aptal yerine koyarak çözülmeye ikna etmektir.


 Ne mutlu Türküm Diyene, yerine:


Ne Mutlu Kürdüm Diyene, denilince sorun çözülecek mi? Bu düzenbazlık,  gözbağcılık, ilk ekonomik kriz ve çatışmada bir büyük çığ olarak Türkiye’nin üstüne düşer. Altında Türk-Kürt kalır.


3. Ermenistan sınır kapısının açılması için Azerbaycan ikna olmadıkça artık o kapı açılsa da açılmasa da Türkiye yaralıdır. Bundan sonra Tufandır. Kafkasya’nın Azeri kapısı da, Ermeni yapısı da bize kapanmıştır. Yaşayıp göreceğiz. Bir büyük fırsat harcanmıştır.


4. Rusya, Türkiye’nin kötü yönetimi sırasında, Erdoğan’ın BOP başkanlığının projesini patlattı. Gürcistan, Ukrayna , Kafkasya da BOP’u yendi. Türk Cumhuriyetin de BOP’u Türkiye’nin yanlışlarını kullanarak yenecek. Gözü Afganistan’da. NATO sendeler  sendelemez oradan, Pakistan kapısından Çin’e varan stratejik alanları, tek tek kapmayı bekliyor.


5. İsrail-Amerika ilişkilerinin, İran odaklı boyutu, Türkiye’de siyasi iktidarın ana sorunudur. AKP, Nakşilik üzerine kurulu dinci dışpolitikanın Türkiye’ye neye mal olduğunu kısa dönemde bedellerini hem kendisi hem de Türkiye’ye ödeterek öğrenecektir.


6. Suudi Arabistan ile ticaret, Vahabi patentli Rabıta yetiştirmeli dincilik iyi geldi. Ama AKP öğrenecek ki, Pakistan-Afganistan-İran hattında yaşananlar, El Kaide gerçeği sonrasına izin vermeyecek. Araplaşmayı Türkiye ne kadar sindirecek göreceğiz.


Ve en önemli karşı çıkma nedenimiz:


Açılımların ekonomik ayağı yoktur.


Türkiye, açılımların yani ortaya koyduğu bütün ilişkilerin kendisi tarafından satın alınmasının öngörmektedir.


Türkiye İran’dan gaz-petrol alıyor. Hatta alamadığı gazının 2 milyar dolarlık borcunu ötelemeye çalışıyor.


Türkiye Suriye’den gaz-petrol alıyor.


Türkiye Irak’tan gaz-petrol alıyor.


Türkiye Rusya’dan gaz-petrol alıyor.


 


Bunun karşılığı bu ülkelerin müteahhitlik hizmetlerine talip. Yani parayı verecek ki iş alsın.


Neyle?


Hayalle?


 


286 milyar liralık bütçesinin yarısı borç ve faiz, diğer yarısı maaş ve yatırım. Üretim, enerji, kalite, standarttan uzak, ithal ikameci, açıkçı bir Türkiye var, ekonomik olarak.


Bunları neyle satın alacak?


Borçla.


Kimden borç alacak?


 


Türkiye’nin 500 milyar dolar borcu var. Teğet geçen kriz yoksulu arttırdı, orta sınıfı yıktı, zengini tüketti. Şimdi, Ergenekon ve diğer korkularıyla susturulanlar yarın deli gömleklerini çıkartırlarsa AKP’nin sonu Hitler ve Mussoli’nin sonundan beter olur.


 


Arap, dolarları gelecek, dertler bitecek rüyalarının sonu hüsrandır.


 


AKP örgütlü cehaleti, Türkiye’yi statükosu içinde zenginleştirerek yapılması gerekenleri, varlığımızı ipotek ederek, yanlış yatırımlara dönüştürüyor. Kazanmadıklarımızı harcıyor. Bedelini Türkiye’ye ödetecek.


 


Allah Türkiye’yi korusun.


 


Türk ulusu, ya bu cahil karanlığı kovar, ya da kanar.


Başka yolu yoktur.


 


Karanlığın üzerine güneş gibi doğacağımız günler de yakındır. Türkiye’nin her sorununu çözmeye hazırız. Çözülemeyecek derdimiz yoktur. Yeter ki Türkiye tercihini doğru yapsın. Bunun için başta kadınlarımız bütün ulusumuz omuz omuza mücadele etmeliyiz.


Biz kazanacağız.


 


Tuncay ÖZKAN


Yeni Parti Genel Başkanı


 


18.10.2009