ERGENEKON HUKUKU
Ergenekon davaları Türk hukuk yapısını alt üst etti.
Ergenekon davaları hukuk ötesi arayışlar, kullanılışlar, politik iktidarın siyaset etme aracına dönüştürmeler nedeniyle bundan sonra da, Türkiye ve hukukumuz açısından tehlike çanlarının çalmasına yol açtı.
Muhaliflerini ortadan kaldırma yöntemi olarak soğuk savaş yıllarında uygulanan bu tür davaların 21. yüzyılın ilk çeyreğinde hortlatılmış olması esef vericidir.
Siyasetin, hukuku böyle görmesi ve etkilemesi kabul edilemez. Bundan sonraki dönemlerde de hukukun bu yollu etkilenimlere ve yönlendirmelere kapatılması ulusumuzun geleceği ve bireylerimizin özgürlüğü açısından en önemli konudur. Cumhuriyetimizin ve egemenliğimizin teminatı, hukukumuzun ayakta kalması ile sağlanabilir.
Ergenekon davası, Anayasamızın özgürlük, hak ve örgütlenme ile ilgili düzenlemelerini, CMK’nun neredeyse bütün maddelerini alaşağı etti. Ergenekon hukuka bağlı kalarak devam eden bir dava süreci değildir. Hukukumuz değil AKP iktidarı davayı yönlendiriyor.
Aranan ve varılmak istenen sonuçta da hukuk yoktur.
Aramalar, gözaltılar, delil elde etme yöntemleri, iddianamenin kendisi, tutukluluklar ve süreçleri, telefon dinleme, izleme ve davanın AKP’nin kapatılması davasının karşısına konuşlandırılması, hukuki değildir.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, davayı siyaset aracı olarak görmekte ve ifade etmektedir.
Davada iddialar soyut, cezalandırmalar somuttur.
Örneğin yaşları 21-42 arasında değişen polis ve askerler terörle mücadele ettikleri Şırnak, Siirt, Hakkâri, Elazığ’dan tutuklanmış ve cezaevine konmuştur.
S1, Tedhiş belgesi olarak adlandırılan ve İbrahim Şahin’den ele geçirildiği iddia olunan kâğıtlardaki yazının hiçbir sanığa ait olmadığı ortaya çıkmıştır. Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Ali Balkız’a suikast ile suçlanan sanıklar ifadelerinde böyle bir olayla ilgilerinin bulunmadığını ortaya koydular.
Ancak mahkemenin 2 üye yargıcı başkanlarının tahliye istemlerinin karşısında hiçbir açıklama yapmadan, genel gerekçelerle tutuklulukların devamından yana oy kullanmaktadırlar. Bu da hem mahkemenin kendi içinde, hem de hukuka bakışta derin sorunları gözler önüne sermektedir.
Savcılık makamını korumak ve haklarında soruşturma açtırmamak için Adalet Bakanlığı’nın direnci Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu da çalışamaz hale getirmiş ve siyaset yargının bağımsızlığını kırmıştır.
Ergenekon davası adaletimizin korkulu rüyası haline getirilmiştir.
Hukukumuz Ergenekon kapanında yok edilmek isteniyor.
SONUÇ
Benim özelimde de görüldüğü üzere; meşru ilişkilerim, Anayasaya ve yasalara uygun eylemlerim suç sayılarak 1.5 yıldır tutuklu bulunmaktayım. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın :
Madde 10 : Kanun Önünde Eşitlik
Madde 12 : Temel Hak ve Hürriyetlerin Niteliği
Madde 13 : Temel Hak ve Hürriyetlerin sınırlandırılması
Madde 17 : Kişinin Hakları ve Ödevleri
Madde 19 : Kişi Hürriyeti ve Güvenliği
Madde 20 : Özel Hayatın Gizliliği
Madde 22 : Haberleşme Hürriyeti
Madde 25 : Düşünce ve Kanaat Hürriyeti
Madde 26 : Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti
Madde 28 : Basın Hürriyeti
Madde 29 : Süreli Ve Süresiz Yayın Hakkı
Madde 31 : Kamu Tüzel Kişilerinin Elindeki Basın Dışı Kitle Haberleşme Araçlarının Korunması
Madde 32 : Düzeltme ve Cevap Hakkı
Madde 33 : Dernek Kurma Hürriyeti
Madde 34 : Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkı
Madde 35 : Mülkiyet Hakkı
Madde 36 : Hak Arama Hürriyeti
Madde 38 : Suç ve Cezalara İlişkin Esaslar
Madde 39 : İspat Hakkı
Madde 40 : Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması
Madde 67 : Seçme Seçilme ve Siyasi Faaliyette Bulunma Hakkı
Madde 68 : Parti Kurma Partilere Girme ve Ayrılma Hakkı
Hükümlerine uygun davrandığım için suçlanmaktayım. Suçum söylenmiyor. Ama suçluyum.
“Görüyor musun şu haini, teröristi, darbeciyi…” diye yazanlara, söyleyenlere soruyorum: Suçum ne?
Ne yapayım ki elimi kolumu bağladılar. Ama keser döner sap döner bir gün de hesap döner. Bu böyle devam etmez. En azılısını bu halkın gözleri önünde alacağım karşıma, açık oturumda yiyorsa yüreği anlatsın bakalım. Yalanlarını söylemeye cesareti olacak mı? Sizler de izleyeceksiniz o alçakların yalancıların düşeceği durumu.
Alnım aktır. Hepsini gördüm. Görmeye devam edeceğim. Kellemi koydum ortaya, bütün hayatımı koydum, kalemimi satmadım. Canımı alabilirsiniz ama namusuma toz konduramazsınız. Duruşuma laf edemezsiniz. Doğruları söylemeye devam edeceğim. Doğrularımın hepsinde direnmeye devam edeceğim. Kazanana kadar, Türkiye bu beladan kurtulana kadar, mücadeleme devam edeceğim.
Suçum; ilkeli olmak, namuslu kalmak, açık olmak ve bu yolla katiller demokrasisi, hırsızlar düzeninin ahengini zevkini bozmaktır. Büyük ve affedilmez suçum, bu halktan, sokaktan, yoksuldan yana olmaktır. Sessiz çoğunluğu, bu halkı, beş yalıya, on gemiye, yurtdışında açılacak hesaba satmamaktır. Bundan başka suçum yoktur.
Hukukumuzu bu kapandan mutlaka kurtarmalıyız.
Tuncay Özkan

